Deniz Ak

25/11/2007 - İŞTE BENİM GÜLÜM

 

gül diyorum
yoksul acıların gölgesinde
güllerin solsun istemiyorum
ay diyorum sonra
ay n'olur
bir vaktinde gecenin
yaraların açsın istemiyorum

hangi sevda vurmuş seni
hangi delikanlı
gönlüne
salvo bakışlarla...
soramam
zeytin karası gözlerini
yoluma yatırma
dayanamam.

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/7/2007 - Kına Gecesinden

Dost insan Mansur İlhan Yakar 'dan bir şiir.

 

Senin Olsun

Kalbini gönlünü, al götür benden,
Aşkını başına, çal senin olsun.
Hayat mı beklenir ölü bedenden,
Bulursan canımı, al senin olsun.

Ne kıymet ne vefa, hep çile verdin,
Bitirdin ömrümü, bitmedi derdin,
Kalbimi elinle , çarmıha gerdin,
Ölümden öteye, yol senin olsun.

Ne kadar deyince çok dedim sana,
Gayrıya bir kapım yok dedim sana,
Ölmeden yüreğim bak dedim sana,
Yaşayan kalbimi, bul senin olsun.

Üzülme ne hasta, ne yasta başım,
Her sene otuzbeş hep aynı yaşım,
Gelirsen anlatır musalla taşım,
''Ruhuna Fatiha'', kul senin olsun.

Severdin gönülden yeminle güya,
Yaşamak seninle yalancı rüya,
Dönecek duracak desen de dünya,
Ben çıktım içinden, kal senin olsun.

Mansur İlhan Yakar

http://mansur.blogcu.com/

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/6/2007 - Dedem ve ben

 

HEPSİ BU

 

değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim'in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

işte hepsi bu kadar...

 

YILMAZ ERDOĞAN

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/5/2007 - Pastel boya Portre

Kategori: Hobi

 

kardeşim Ethem Erkan Ak'ın  pastel boya portresi

 

ÇOCUK GÖZLERİ

 

Parmağıma batan dikeni çıkaramam
Kıyamam, gözüme kaçan tozun zerresine
“Yılana taş atamam, can taşır” diye
Bakamam bir çocuğun gözlerine
            ...............
Sevdim kirpiyi dikeniyle bir
Çınarı da sevdim dalıyla köküyle bir
Ateşi de öyle közüyle külüyle bir
Bakamam bir çocuğun gözlerine
           ...............
Gözüm görmese bile seni tanırım
Kırılmış, incinmiş, gücenmiş sanırım
Suçluyum, mahcubum,-boynum bükük- utanırım
Bakamam bir çocuğun gözlerine

 

Ahmet ÇUHACI:  Tarih: 15.04.2006 Pervasız Gazetesinden alınmıştır

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/5/2007 - Ben DENİZ'in Portresi Pastel Boya

Kategori: Gorsel sanatlar

Pastel Boya Portre = İşte DENİZ AK

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2007 - Gülmeyi Unutanlara

Kategori: Hobi

 

Her şeyin bir rengi vardır bilirsiniz
Özgürlüğün rengini bilir misiniz ya umudun
Korkuya boyanmasın yüzünüz
Bulaşmasın yılgınlığın karası üstünüze

Sevincin rengini hatırlayın bir
Hatırlayın çocukluğun şeker pembesini
Delikanlı günlerin nar çiçeğini
Hayata ışındığımız turuncuyu ve şehveti

Hüznün rengini biliriz zulmün rengini
Kahrın rengini biliriz adımız gibi
Adımız gibi biliriz inancın rengini

 

Aydın Hatipoğlu’dan   (kısa bir alıntı)

 

 

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/5/2007 - Kardeşim ERKAN'la Tanışın

Kategori: Hobi

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/3/2007 - AKŞEHİR Benim Memleketim

Kategori: Aksehir

 

5 - 10 Temmuz Nasrettin Hoca Şenliklerine

 BEKLERİZ.

AKŞEHİRİN COĞRAFİ KONUMU

Akşehir, İç Anodolu bölgesinin batısında ve Konya iline bağlı büyük bir ilçe merkezidir.Kent, Sultan Dağı eteklerine, eğimli bir alan üzerine ve Tekke Boğazı denilen dar bir koyağın hemen önüne yerleşmiştir.Aynı adı taşıyan verimli ovaya ve göle yukarıdan bakar.Büyük gülmece ustası Nasreddin Hoca'mızın yaşadığı yer olan Akşehir, ovasında yetiştirilen tahıl, pancar, elma, kiraz ve vişnesi; gölünden çıkarılan balıkları ve hareketli sosyoekonomik yapısıyla bölgenin merkezidir. Sart'tan başlayarak Ninova'ya kadar uzanan ve tarihte "Kral Yolu" olarak bilinen ünlü ticaret yolunun geçtiği kent günümüzde de aynı önemi korumaktadır

AKŞEHİR'İN TARİHİ

     Akşehir Hellenistik dönemde Phrygia tiranı Philomelos tarafindan kuruldu.İlk yerleşim alanı  bugünkü kentin kuzey-batısında, Sultan dağının kuzey yamaçlarındaydı.Kent Roma doneminde Philomelium adını aldı.Müslüman Araplar bircok  kez yağmaladıkları kente Belde-i Beyza adını verdiler.Malazgirt Savaşı'nın ardından başlayan Anadolu'nun Türkleşmesi sonucunda Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından alınan kentin bundan sonra adı ve kaderi değişir. Nehçet-ül Menazil'de buraya gelen hükümdarlardan birinin çiçek açmış ağaçlardan esinlenerek "AKŞEHİR" dediği rivayet edilmektedir.Akşehir'in günümüzde sahip olduğu eserlerin pekçoğu Selçuklular zamanında yapılmıştır.Bu dönemde kent zenginleşir ve gelişir. Horasan illerinden Seydi Mahmud Hayran, Nimetullah Nahçevani gibi din bilginleri Akşehir'e göç ederek bu toprakların manevi dokusunun değişmesine katkıda bulunurlar. Selçuklu Devleti'nin çökmesiyle önce Eşrefoğulları, sonra da yüz yıl Hamitoğulları yönetir kenti.Beyliklerden günümüze sadece Maarif köyündeki Şeyh Hasan Türbesi ile mezar taşları ulaşır.Akşehir 1381 yılında Murat Hüdavendigar'a satılır.Yıldırım Beyazıt 1402 yılında Timur'a yenilince, Ferruhşah Mescidi'nin cenazelik bölümüne hapsedilir ve burada intihar eder.Timur'un zulmünden bunalan halk, Nasreddin Hoca'yı dirilterek doymak bilmeyen fillerden kurtulmanın çaresini arar.Fetret döneminde kısa bir süre Karamanoğulları eline geçen Akşehir, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1467 yılında fethedilir ve cumhuriyete kadar sürecek olan kesintisiz Osmanlı hakimiyeti başlar.15. yüzyılın sonlarına doğru çeşitli etnik ve dinsel kökenden gelen kavimlerin barış ve kardeşlik içerisinde birarada yaşadığı günler başlar

Sevr Antlaşması ile, Akşehir İtalyanlar tarafından işgal edilir.İtalyanlar Hristiyan Mahallelerindeki evlere yerleşirler.Ancak işgal günleri uzun sürmez.Çınaraltı Mescidi avlusundaki çınarın üstünde yuvalanan leyleğe ateş eden italyanların silah seslerini duyan halk sokağa fırlar.Bunu bir ayaklanma sanan işgal kuvvetleri toparlandıkları gibi şehri terkederler. Ancak Anadolu'nun topyekün kurtuluşu bu kadar kolay olmayacaktır. Mustafa Kemal kumandasındaki ordu, Kurtuluş Savaşını, halkla birlikte büyük sıkıntılar içinde sürdürecektir. Sakarya Meydan Muhabereresi'nden sonra 18 Kasım 1921'de Garp cephesi Karargahı Akşehir'e nakledilir.24 Ağustos 1922'ye kadar sürecek olan dokuz ay on günlük sürede taarruz hazırlıkları Akşehir'den yönetilir, planlar burada yapılır.Akşehir ve köylerine birlikler yerleştirilir.Garp Cephesi Komutanı Mirlavi İsmet Bey bu sürede sürekli Akşehir'de kalır Mustafa Kemal Paşa da hazırlıkları kontrol etmek için defalarca karargaha gelir.1922 yılının 28 Temmuz günü bir futbol turnuvası bahane edilerek bütün ordu komutanları Akşehir'de buluşur ve son hazırlıkları gözden geçirilir.Nihayet Ağustos sonunda taarruza karar verilir.24 Ağustos 1922 günü sabahı ordu harekete hazırdır. Namaz kılınır, Nasreddin Hoca'nın türbesi ziyaret edilir.Mustafa Kemal'in askerleri Akşehir'lilerin alkış ve dualarıyla cepheye uğurlanır.O umut yüklü mücadele günlerinin anısına Garp cephesi Karargah binası bugün aynı isimle müze olarak hizmet vermektedir

 

 

 

EMMİLER EMMİLER
EMMİLER EMMİLER TÜRKMEN EMMİLER
UZUN UZUN ENTARİLİ SALMA YENLİLER
BİR ARAYA GELMİŞ AĞA AĞA YOLLULAR
NE DİYELİM AĞLAYALIM KARALAR MI BAĞLAYALIM
KADERİMİZ BÖYLE İMİŞ
KALEDEN KALEYE ŞAHİN UÇURDUM
AH İLE VAH İLE ÖMRÜM GEÇİRDİM
GENÇLİK ELDEYKEN BENDE KAÇIRDIM
NE DİYELİM AĞLAYALIM KARALAR MI BAĞLAYALIM
KADERİMİZ BÖYLE İMİŞ
BİR OĞLUM OLSA VERSEM HOCAYA
OKUYA OKUYA GEÇSE HECEYE
İSPAT ŞAHİT OLUR MU KARANLIK GECEYE
NE DİYELİM AĞLAYALIM KARALAR MI BAĞLAYALIM
KADERİMİZ BÖYLE İMİŞ
DEREDEN DEREYE URGAN GERERLER
GÜZEL OLANLARI CANDAN SEVERLER
ÇİRKİN OLANLARI BAŞTAN SAVARLAR
NE DİYELİM AĞLAYALIM KARALAR MI BAĞLAYALIM
KADERİMİZ BÖYLE İMİŞ
DİVİTLE KALEMLE YAZI YAZARLAR
ATLARI ÇAYIRDA YAYA GEZERLER
İĞNE İLE İPLİK İLE MERCAN DİZERLER
NE DİYELİM AĞLAYALIM KARALAR MI BAĞLAYALIM
KADERİMİZ BÖYLE İMİŞ

 

KONYA AKŞEHİR HALKİYATI

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2007 - Annemin Yaptığı Örğüler

Kategori: Hobi
Annemin Yaptığı Örgü ve Elişlerinden Sizler için Seçtiklerim.

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2007 - Gül sen hep,olur mu?

 

Gül sen hep,olur mu?
Sen gülünce başka oluyor çiçeklerin kokusu,
Deniz daha bir mavi,doğa daha bir renkli,
Şarkılar daha bir anlamlı,hayat daha bir heyecanlı oluyor.

Gül sen hep,olur mu?
Sen gülünce içime anlatılmaz bir huzur doluyor.
Dışarıdaki yağmura rağmen içimde bahar havası,
Şehrin sessizliğine inat yüreğim kıpır kıpır oluyor.

Gül sen hep,olur mu?
Sen gülünce unutuyorum korkularımı,
Bir güven kaplıyor ruhumu.
Ellerimin soğukluğunu hissetmiyorum o an,
Ya da içimdeki derdimin varlığını unutuyorum.
Çıkmaz sokaklarda kaybolmuşluk çokta korkutmuyor beni o an.

Gül sen hep,olur mu?
Sen gülünce kar soğuğuna aldrımayan karçiçeği misali güçlü oluyorum
Şehrin karanlığı aydınlanıyor gözlerindeki ışıkla
Kısaca,senin bir gülüşünle hayat buluyorum...

Gülmeni istiyorum sevgili,görmeni istiyorum.
Hissetmeni ve anlamanı istiyorum gülüşündeki değeri
Ve sonra senin gülüşündeki benim hayatımın,
Benim gülüşümle sana geçmesini istiyorum...

Gül sevgili,
Nefessiz kalmak istemiyorum...

 

shsab.blogcu dan Alınmıştır.

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Konya - Akşehirliyim.Görsel sanatlar, Müzik, El sanatları ( Örgü, Takı, Yemek), ilgi alanlarımız.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

  • Aksehir
  • Gorsel sanatlar
  • Hobi
  • Muzik
  • Arkadaşlarım

    isayilmazyzr
    sudenazak
    ulkucuozelegitimciler
    nejdetalkan
    hayaliperde
    gulumsebana
    almulaca
    yagmur056
    cevdetveolcay
    camurlueller
    atrap
    sanategitimi
    laberri
    ahsuvera
    uncamino
    kavramsalsanat
    bizimada
    isitmekaybi
    esmerguezeli
    sevimlibasak
    beyaztuval
    Malihulya
    zamanyagmuru
    yalinca
    laberri34
    hertat
    maviokyanus66
    azmavi
    enci2
    nergizcankul
    gufabe
    mecnun1965
    idilce
    01maz